Bir Yıl Sonra

3 August 2011

Bir sene sonra tekrardan merhaba. Evet en son yazımı yazalı bir sene olmuş. Mezun olduktan sonra neler yaptın son bir senede derseniz,

  • Temmuz 2010, Arçelik'te işe başladım. Üçüncü sınıfta stajyer olarak çalıştığım Arçelik'e, mezun olduktan sonra yazılım departmanında Ar-Ge Mühendisi olarak tekrar geri döndüm. Beylikdüzü Arçelik Elektronik İşletmesi'ndeyim. LCD/LED Televizyonların her türlü donanım, yazılım ve üretimi burada yapılıyor. Yolunuz Beylikdüzü'ne düşerse çayımı içmeye beklerim.
  • Eylül 2010, öğrencilik bitti derken baktım ki ben Yeditepe'den o da benden kopamadı. Bilgisayar Mühendisliği bölümünde yüksek lisansa başladım. Çok şükür ilk seneyi kayıpsız atlattım. Kendi okulumda yapıyor olmanın, hocaları tanıma ve arkadaş çevresi bakımından avantajı var elbet, fakat hem iş hem okulu birarada yürütmek gerçekten zor. İşten eve geldikten sonra o kafayla ders çalışmak ve ödev yapmak zorunda olmak koyuyor adama. Haftasonlarından fedakarlık olmazsa olmaz. Hem çalışıp hem yüksek lisans yapacak arkadaşlara tavsiyem, mümkünse ev ve işyeri İstanbul'un iki ucunda olmayacak şekilde işlerini veya okullarını seçsinler. Zira ben bu konuda kötü örneğim.

Bir yıl sonra tekrar görüşmek dileğiyle :)

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş



EMO Proje Yarışmasında 3. Oldum

29 July 2010

Elektrik Mühendisleri Odası'nın (EMO) bu yıl altıncısını düzenlediği Proje Yarışmasında 3. seçildim. Okulda yapmış olduğum ve buradaki yazımda da anlattığım mezuniyet projemle yarışmaya katıldım ve sunum yaptım. Dereceye girdiğim ve projemi farklı platformlarda tanıtma şansı bulduğum için mutluyum :) Aldığım tavsiyeler ve yorumlar doğrultusunda projemi zaman buldukça geliştirmeye devam edeceğim.

Beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim.

Sonuçlar için buraya gözatabilirsiniz. 

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş

Kategori: Proje | (5) Comment >>



Mezuniyet Projem: "Engelli İnsanlar İçin Akıllı Ev"

23 June 2010

Merhaba, bu yazımda sizlere çok fazla teknik detaya inmeden kısaca mezuniyet projemden bahsetmeye çalışacağım.

Proje Özeti

Akıllı evler artık geleceğin tasarım kavramları arasında olmaktan çıkmıştır. Günümüzde akıllı evler inşa edilmekte ve içinde yaşayan insanların yaşam tarzlarını doğrudan etkilemektedir. Akıllı ev sistemlerinin amacı, içinde oluşan aktivitelerin farkında olan bir ortam yaratmaktır. Sağlıklı insanların yanında engelli insanlar da günlük hayatlarını kolaylaştırmak için bu sistemlere ihtiyaç duymaktadırlar. Çünkü engelli insanlar özellikle evde bulundukları zamanlarda bir çok zorluklarla karşılaşmaktadırlar.

Bu mühendislik projesinde, engelli insanların hayatlarını kolaylaştırmak hedeflenmiş ve farklı engel türleri için 3 farklı senaryo geliştirilmiştir. İlk olarak Otomatik Kapı Kontrol Sistemi, ikinci olarak Gaz Kaçağı Tespit Sistemi, son olarak da Sağır İnsanlar İçin Uyarı Sistemi geliştirilmiştir.

Bu projede akıllı ev sistemleri ile Kablosuz Sensor Ağlarının (Wireless Sensor Network) entegre edilmesi odaklanmıştır. Uygulamaları yürütmek için Tmote Sky kablosuz sensörler programlanmış ve kullanılmıştır. İhtiyaç olan donanım ve yazılım gereksinimleri tasarlanmış ve geliştirilmiştir.

Kablosuz Sensör Ağları (Wireless Sensor Network)

Microelektronik ve iletişim alanındaki hızlı gelişmeler küçük kablosuz sensörlerin üretilmesine imkan vermiştir. Bu sensör node'lar etrafındaki değişimleri algılama, hesap yapabilme ve kendi aralarında kablosuz olarak haberleşme yeteneğine sahiptir. Bu projede kullandığımız Tmote Sky WSN Node aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.

Tmote Sky WSN Node

Tmote Sky sensor node'lar tinyOS olarak adlandırdığımız bir işletim sistemi ile çalışmakta ve nesC dili kullanılarak programlanabilmektedirler. Kendi aralarında haberleşmeleri ise IEEE 802.15.4 ZigBee standardı ile kablosuz olarak gerçekleşmektedir. İki adet kalem pil ile çalışabilmektedirler.

Bu sensör node'lar tek başlarına kısıtlı yeteneklere sahipken, bir ağ üzerinde bir araya geldikleri zaman hesaplama ve haberleşme işlerini çok hızlı bir şekilde yapabilmektedirler. İşte bu küçük sensör node'ların bir araya gelerek oluşturdukları networke Kablosüz Sensör Ağları (WSN) adını veriyoruz.

Aşağıdaki örnek ev planında, projede kullandığm farklı işlevlere sahip sensor node'ların ve diğer donanımların konumları gösterilmektedir.


Örnek Ev Planı

Sink Node: Bu node'u ev içinde oluşmuş olan kablosuz networkün beyni olarak tanımlayabiliriz. Sink node devamlı bilgisayara bağlı bulunmakta ve networkdeki diğer node'lar ile bilgisayar arasındaki iletişimi sağlamaktadır. Bilgisayarda çalışmakta olan program sayesinde bilgisayarla bilgi alışverişinde bulunabilmektedir.
Door Control Node: Bu node birinci senaryoda anlatacak olduğumuz "Otomatik Kapı Kontrol Sistemi" nin çalışmasından sorumludur. Bu node'a bağlı 2 adet hareket sensorü sayesinde kapıya yaklaşmakta olan kişiyi algılar ve bu kişinin kim olduğunu öğrenir.
Gas Detector Node: Bu node üçüncü senaryo olan "Gaz Kaçağı Tespiti" nden sorumludur. Node'a bağlı bulunan gaz sensörü sayesinde gaz kaçağını tespit eder ve diğer node'ları bu durumdan haberdar eder.
Human Node: Bu node devamlı olarak insanın üzerinde taşınması gereken node'dur. Bu node sayesinde kişinin kimliği tespit edilir ve kişinin kimliğine uygun senaryolar gerçekleşir. Üzerinde titreşim motoru bulunmaktadır.

Senaryo 1: Otomatik Kapı Kontrol Sistemi

Bu sistem kolları olmayan veya rahatsızlığından dolayı ellerini kullanamayan engelli insanlar için tasarlanmıştır. Bu insanlar engelinden dolayı kapı kilitlemek ve açmak için anahtar kullanamamaktadırlar. Otomatik kapı kontrol sistemi sayesinde kişi kapıya yaklaştığında kişinin üzerinde taşıdığı node'un kimliği tespit edilip, kişinin kimliğine göre kapının açılıp açılmamasına karar verilmektedir. Eğer kapıya yaklaşan kişi ev halkından biriyse kapı otomatik olarak açılmakta, kişi içeri girdikten sonra kapı tekrar otomatik olarak kilitlenmektedir. Aşağıdaki resimde bu senaryo adım adım sembolize edilmiştir.


Senaryo 1: Otomatik Kapı Kontrol Sistemi

Senaryo 2: Sağır İnsanların Fiziksel Olarak Uyarılması

Bu senaryoda amaç sağır insanların fiziksel olarak uyarılmasıdır. Geliştirilen sistem sayesinde evdeki insanların uyarılması gereken herhangi bir durum olduğunda, kişilerin üzerinde taşıdıkları sensör node'a bağlı titreşim motoru titretilmektedir. Böylece etraftaki seslerden habersiz olan sağır insanlar fiziksel olarak uyarılmış olmaktadır. Örneğin, evde tek başına olan sağır bir insanı düşünelim. Eve dışardan biri geldiğinde ve zile bastığında zili duyamayacaktır. Bu sistem sayesinde biri zile bastığında, kişinin üzerindeki node'a mesaj gönderilip titreşim motorunun çalıştırması sağlanmıştır. Ve bilgisayar ekranında da bir bilgi mesajı gösterilmiştir. Senaryo aşağıdaki şekilde görsel olarak anlatılmıştır.

Senaryo 2: Sağır İnsanların Fiziksel Olarak Uyarılması

Senaryo 3: Gaz Kaçağı Tespiti

Son senaryomuzda hedef kitle Alzheimer hastaları. Bildiğiniz gibi Alzheimer hastalarının en büyük problemi yaptıkları işi unutmaları. Bu hastalar zaman zaman ocaktaki gazı açık unutmak gibi büyük tehlikeler doğurabilecek unutkanlıklar gösterebiliyorlar. Tasarlamış olduğumuz akıllı ev sistemi, bu tip unutkanlıklarda gaz kaçağını tespit ediyor ve anında bununla ilgili görsel ve sesli uyarıcıları çalıştırıyor.

Sonuç

Yukarıda bahsettiğimiz Tmote Sky WSN Node'ların programlaması tinyOS işletim sistemi üzerine, nesC dili kullanılarak yapıldı. Bilgisayarda çalışan yönetim programı Java ile yazıldı. Yazılım kısmının yanında gerekli hardware dizaynları da yapıldı. Tüm hardware ve software dizaynları bittikten sonra sistem test edildi ve başarılı olduğu gözlendi.

Sonuç olarak, bu proje engelli insanların günlük hayatlarını kolaylaştırma fikrinden esinlenerek hayata geçirildi. Yaptığım araştırmalarda akıllı evlerle ilgili birçok araştırma yapıldığını gördüm, fakat engelli insanlar için geliştirilmiş akıllı ev tasarımlarıyla pek fazla karşılaşamadım. Bu projeyle akıllı ev sistemlerine farklı bir bakış açısı getirdiğime inanıyorum. Geliştirdiğim sistem her ne kadar engelli insanlar için tasarlanmış olsa da, temelinde günlük hayatı kolaylaştırma fikri yattığı için, sağlıklı insanlar tarafından da kullanılabilir. Gelecekte yapılabilecekler için ise, değişik senaryolar eklenerek sisteme daha farklı işlevler kazandırılabilir.

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş

Kategori: Proje | (5) Comment >>



Yeditepe'den Ayrılırken

14 June 2010

Bundan 5 yıl önce almıştık müjdeli haberi. Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünü kazanmıştım. Muhtemelen bir alt tercih olan Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği gelir diye beklerken, ben son sıradan kılpayı Yeditepe'ye kapağı atmıştım :) Ne de çabuk geçti yıllar. Liseyi bitirir bitirmez Anadolu'dan büyükşehirin yollarına düşen bu genç çocuk büyüdü ve artık Bilgisayar Mühendisi oldu...

Evet, lisans hayatımın sonuna geldim. Haziran ayı itibariyle artık mezunum. Aslında biraz karışık duygular içerisindeyim. Bir yandan mezun olmanın verdiği sevinç ve heyacan, bir yandan da Yeditepe'den ayrılıyor olmanın verdiği hüzün ve şaşkınlık var. Gelecek hakkında ise tam olarak neyin benim için iyi olacağını ve hangi tarafa yönelmem gerektiğini kestirmek zor. Biraz tatil yaptıktan sonra önümdeki seçenekleri değerlendireceğim. Büyük ihtimalle İstanbul'da hayata devam edeceğim, en azından 2 yıllığına. Şu an bildiğim tek şey ileride geriye dönüp baktığımda öğrencilik yıllarımı özlüyor olacağım.

Yeditepe'yi soran arkadaşlara aldığım eğitimden ve imkanlardan memnun olduğumu söylemeliyim. Sanıyorum başka bir okulda okumuş olsaydım bu kadar rahat bir ortam bulamazdım diye düşünüyorum. Tabi sadece rahatlık yetmez, eğitim bakımından da gerek laboratuvar imkanları, gerekse hocalar yönünden iyi bir altyapı edindiğimize inanıyorum. Kısacası Yeditepe hem eğitim hem de sosyal hayat ve imkanlar yönünden tercih edilesi bir üniversite.

Aslında amacım bir veda yazısı yazmak değil; eğitimim boyunca her zaman yanımda olan aileme, İstanbul'daki dostlarıma ve üzerimde emeği olan hocalarıma teşekkür etmek istiyorum. İyi ki vardınız ve iyi ki varsınız.

Kalın sağlıcakla...

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş



CicekSepeti.com Sınıfta Kaldı

10 May 2010

18.09.2011 (Güncelleme)

10 Mayıs 2010 tarihinde yaşadığım olayı aşağıda kaleme almıştım. Olumsuz şeyleri yazdığım gibi, yaşadığım olumlu olayı da yazmazsam olmaz. Olayın kahramanı yine ciceksepeti.com. Geçen hafta kendileri tarafından arandım. Telefondaki bayan anneler gününde yaşadığım olayı günlüğümden okuduğunu, yaşanananlar için üzgün olduğunu söyledi. Yaşanan kötü olaya istinaden anneme tekrardan çiçek yollayıp bunu kendilerinin bir hediyesi olarak kabul etmemi istediler. Ben de kabul ettim ve üstünden uzun zaman geçmesine rağmen olayı unutmayıp hatalarını telafi etmek istediklerinden dolayı kendilerine teşekkür ettim. Bu jestiyle ciceksepeti.com iyi bir marka olma ve daha iyi hizmet verebilme adına müşterilerinin memnuniyetini önemsediğini göstermiş oldu. Tabi burada günlüğümün gücünü de görmezden gelmemek gerek ;) Kendilerine teşekkür ediyorum.

10.05.2010 (İlk Yazı)

Sanırım ciceksepeti.com sitesini birçoğunuz duymuşsunuzdur. Online alışverişin çiçek versiyonu diyebiliriz. Sitedeki cicili bicili çiçek resimlerinden kendinize uygun olanını seçiyorsunuz, seçtiğiniz ürün istediğiniz adrese sizin adınıza ulaştırılıyor. Sistem teorik olarak böyle işliyor. Peki ya pratikte ?

Pratikte son yaşadığım olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Olay şöyle oldu: Bendeniz anneler günü münasebetiyle Aydın'daki anneme çiçek yollamak istedim. ciceksepeti.com'u daha önceden kullanmış, memnun da kalmıştım. Acaba Aydın'a da sipariş alıyorlar mıdır derken baktım ki site büyümüş 81 ile de sipariş alır hale gelmiş. İyi dedim ve heyecanla siparişimi verip pazar gününü beklemeye koyuldum. Amacım anneme küçük bir süpriz yapmak ve uzaktan da olsa onu daha iyi hatırlayabilmekti.

Pazar günü geldiğinde sabah ilk işim annemi aramak ve anneler gününü kutlamak oldu. Konuşmamızdan çiçeğin gelmediğini anladım, zaten sabah erkenden geleceğini de sanmıyordum. Öğleden sonra gelir ve geldiğinde de annem beni arar diye düşündüm. Öğlen geçti ikindi oldu, ikindi geçti akşam oldu, akşam geçti gece oldu çiçek yok. Anneler günü bitti bitecek (zaten bu vakitten sonra gelmesinin de bi anlamı yok) hala çiçek yok. Müşteri hizmetlerini aradım ve devamlı meşgul olduğu için kimseye ulaşamadım. Ben de okkalı bir mail attım. Tabi süpriz falan da kalmamıştı ortada...

Derken saat 22:15 gibi annem beni aradı ve mutlulukla çiçeğin geldiğini söyledi. Düşünün anneler günü ve gün içinde gelmesini beklediğim çiçek o günün gecesi diyebileceğim bir saatte anneme ulaşıyor. Tabi benim kafada kırk tilki dolaşıyor, artık güvenim de kalmamış. "Çiçek nasıl anne tarif eder misin?" dedim. Bir rezalet daha ortaya çıktı. Ben beyaz güllerle dolu bir vazo siparişi vermişken, içinde kasımpatı ve karanfillerden oluşan bir vazo gelmişti. Herşeyi ellerine yüzlerine bulaştırmışlar anlayacağınız. Geç getirdikleri yetmemiş gibi siparişi de kendi kafalarına göre hazırlamışlar. "Sitene çeşit çeşit resim koyuyor ve seçilen çiçeklere göre fiyatlandırma yapıyorsan, o zaman da seçtiğimiz çiçekleri aynen getirmek zorundasın kardeşim" diye sesleniyorum kendilerine buradan.

Bir anneler günü de böyle geçti. Burdan annemin anneler günün tekrar kutlar onu ve ailemi çok sevdiğimi söylemek isterim. İyi ki varsınız. ciceksepeti.com'a gelince kendisi gerçekten sınıfta kaldı. Siz siz olun bu siteden sipariş vermeden önce bir daha düşünün. "Ya işini düzgün yapacaksın, ya da hiç yapmayacaksın" sözü şu an aklıma geldi, duruma iyi de uydu. Kalın sağlıcakla, görüşmek üzere...

 

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş



Microsoft Yaz Okulu 2010 kayıtları başladı

12 April 2010

Geçen yıl benim de katıldığım Microsoft Yaz Okulu programı için 2010 kayıtları başlamıştır.

 

Üniversitelerin Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Elektrik Elektronik Mühendisliği, Matematik, İstatistik ve Bilgisayar, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümleri öğrencilerine yönelik olarak düzenlenen ve bu yıl 14.sü planlanan Microsoft Türkiye Yaz Okulu programının amacı, öğrencilerin teorik bilgilerini Microsoft teknolojileri ile birleştirmek, onları iş koşullarına alıştırmanın yanısıra, tercih edilen ve aranılan bir kaynak oluşturarak yeni mezunların iş olanaklarını arttırmaktır.

Eğitim kalitesini düşürmeyecek şekilde belirlenecek öğrenci sayısı ile planlanan Microsoft Yaz Okulu 2010 programı ücretsiz olacaktır. Program, tam gün süreli eğitim ve uygulamalar şeklinde planlanmış olup, aşağıdaki içerikle 20 iş günü süreli olarak yapılacak ve üniversiteler tarafından yaz stajı olarak sayılacaktır:

• Windows Server 2008
• SQL Server 2008
• Visual Studio 2010
• ASP.NET 4.0
• Silverlight 4.0
• Windows 7
• Windows Phone
• Imagine Cup 2011 için Proje Çalışması

İstanbul, Ankara ve İzmir'de yapılacak Yaz Okulu 2010 Programı'na katılım için öğrencilerin, başvuru formunu kullanmaları gerekmektedir. Adaylarda aranan özellikler arasında, yazılım geliştirme konusunda bilgi birkimi/deneyim, program başlangıç tarihinde tercihen 3. sınıfın tamamlanmış olunması, yazılım mühendisliği vb. temel dersleri almış, bitirme projesini Microsoft teknolojilerini kullanarak hazırlamayı amaçlayan, kariyer planlamasını yazılım geliştirme olarak planlayan öğrenciler gibi kriterler başvuruların değerlendirilmesinde dikkate alınacaktır.

Microsoft Yaz Okulu 2010
ANKARA
19 Temmuz-13 Ağustos 2010
Microsoft Yaz Okulu 2010
İSTANBUL
26 Temmuz-20 Ağustos 2010
Microsoft Yaz Okulu 2010
İZMİR
2 Ağustos-27 Ağustos 2010

Son başvuru tarihi 2 Mayıs 2010. Ayrıntılı bilgi ve kayıt olmak için www.msakademik.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

Katılacak olan arkadaşlara bol şanslar, kolay gelsin.

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş



UML Çizim Aracı

21 February 2010

UML (Unified Modelling Language), nesneye dayalı sistemlerin yapısal ve işlevsel özelliklerini göstermek üzere kullanılan standart bir modelleme dilidir. Yapmış olduğunuz projede sınıfların ve metodların birbirleri arasındaki ilişkilerini ve işlevlerini görsel olarak görmenizi sağlar. Bir projenin sağlıklı ilerleyebilmesi ve başkaları tarafından da anlaşılıp geliştirilebilmesi için, iyi bir UML dizaynı ve proje dökümantasyonu olması gerekir.

Ben de bu dönem bitirme projemle uğraşıyorum ve yukarıda anlattığım modellemeleri yapmam gerekiyor. Violet UML Editor programı bu iş için oldukça uygun. Program ücretsiz, küçük ve kullanışlı bir arayüze sahip. Bitirme projesi alan arkadaşlara özellikle tavsiye ederim, internette program aramak için vaktinizi boşa harcamayın ;)

Programı buradaki linkten indirebilirsiniz. Kolay gelsin.

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş

Kategori: Program | (0) Comment >>



Silinen Dosyaları Kurtarma İşlemi

7 February 2010

"Bilgisayarınızın başına gelebilecek en kötü olay, bilgisayarınızdaki tüm verileri kaybetmenizdir" desem sanırım yanılmış olmam. Özellikle formattan sonra bilgisayarınızı açtığınızda bomboş bir harddiskle karşılaşmak ve yanlışlıkla bütün harddiski formatladığınızı anlamak ise en kötü senoryalardan biri olsa gerek.

Kısa bir süre önce (benim hatam dışında kaynaklansa da) bu senaryoyu bizzat yaşayan biri olarak, günün birinde sizin de başınıza böyle bir olay gelirse ne yapıp ne yapmamanız gerektiğinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Öncelikle soğukkanlı oluyoruz. Giden gitmiştir kalan sağlar bizimdir felsefesini benimsemek bu noktada çok önemli. Tabi bendeki gibi geriye hiçbir şey kalmamışsa bu felsefe pek de işe yaramıyor :) Konuya dönecek olursam, aslında teknik olarak bir dosyayı sildiğinizde veya bilgisayarınızı formatladığınızda disk içindeki veriler tamamıyla silinmez. Verilerin harddiskin neresinde tutulduğunu gösteren adres bilgileri silinir. Veriler ise halen disk üzerinde durmaktadır. Bu da demek oluyor ki sildiğimiz verileri geri getirmemiz mümkün. Nasıl mı? Veri kurtarma programları kullanarak.

İşte bu noktada benim kaybettiğim verileri tamamıyla geri getirmemi sağlayan R-Studio programını önereceğim. Veri kurtarma işlemi yapan bir çok program var fakat R-Studio'nun diğer programlara göre en başarılı olduğu nokta, silinen dosyalarınızı aynı klasör yapısını koruyarak hızlı bir şekilde geri getirebiliyor olması. Silinen dosyaları toplu bir şekilde değil de, eski klasörleme yapısını muhafaza ederek geri getirmiş olması gerçekten önemli bir özellik. Zira eski klasör yapısını korumadan geri getirmiş olsaydı, binlerce resmi, müziği ve dosyayı sınıflayarak tekrar klasörlemek zorunda kalacaktım.

Program format yada fdisk sonrası her türlü dosyayı kurtarabilmektedir. Fakat silinen dosyaların üzerine bir daha veri yazılmamış olma şartı vardır.

Yani geri getirme işlemini yapmadan önce harddiskin mümkün olduğunca az kullanılmış ve kurtarma yapmak istenilen bölüm üzerine yeni veriler yazılmamış olması en sağlıklı dosya kurtarmanın sırrıdır.

Umarım bu programı kullanmak zorunda kalmazsınız. Fakat olur da günün birinde istenmeyen bu olay başınıza gelirse, program hayat kurtarıcı niteliğinde olacaktır.

Programın nasıl kullanılacağı burada ayrıntılı olarak anlatılmış. Ayrıntılı bilgiye resmi sitesinden de ulaşabilirsiniz. Kolay gelsin.

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş

Kategori: Program | (0) Comment >>



Türkiye İl ve İlçeleri XML Dosyası

10 January 2010

Geçenlerde Türkiye il ve ilçelerini içeren bir xml dosyasına ihtiyaç duydum. Fakat interneti araştırdığımda, eğer gözümden kaçmadıysa böyle bir xml dosyası bulamadım. Genelde mysql yada ms access olarak bir hayli mevcut. Ben de oturdum kendi xml dosyamı oluşturdum. Hazır dökümanlara alışmamızdan olsa gerek bunu hazırlamak beni oldukça üşendirdi :)

Aşağıdaki linkte bahsettiğim xml dosyasını bulabilirsiniz. Kolay gelsin.

iller.xml

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş

Kategori: Xml | (5) Comment >>



MSN Virüsüne Dikkat !!

16 December 2009

Hemen hemen hepimiz Msn'de arkadaşlarımızdan bize gelen virüs linkleriyle karşılaşmışızdır. Örneğin listedeki bi arkadaşımız "Slm, aşağıdaki linke bi tıklasana Smile" şeklindeki bi yazıyla aniden ekrana geliverir ve bizimle konuşma başlatır. Linkin uzunluğundan, içeriğinden ve karmaşıklığından az çok bunun gerçekte arkadaşımız tarafından değil de otomatik olarak bize gönderildiğini anlar ve genelde tuzağa düşmeyip o linke tıklamayız. (Tabi ben tıklamıştım diyenleri de duyar gibi oluyorum :)

Fakat son başıma gelen olayda gördüm ki Msn virüsleri de kılık değiştirmeye başlamışlar ve daha inandırıcı olmak için daha farklı stillerde karşımıza çıkıyorlar. Aşağıda görüldüğü üzere arkadaşım linkte fotoğrafım olduğunu söylüyor ve tıklamamı istiyor. Gayet de inandırıcı linkin sonunda ismim bile var :)

Merak edilen kısma gelirsek; pekii linke tıkladım mı? Tabi ki hayır.. :) Konuşmadan da gördüğünüz üzere hemen olayın farkına vardım. Sonradan dikkat ettiğimde Messenger'ın konuşma penceresinin üst kısmına linkin şüpheli olduğuna dair uyarısını yaptığını da gördüm. Demek ki uyarıları dikkate almak gerekiyormuş :)

Bu arada bu linkin ne olduğunu araştırdım. Eğer tıklasaymışım benden bir .exe açmamı isteyecekmiş. Muhtemelen ya şifremi kırmaya çalışır ya da ben de arkadaşlarıma linkler gönderen virüslü maillerden biri olurdum..

Size de MSN'de konuşmaya link göndererek başlayan ve aniden çıkıp linki tıklamanızı isteyen durumlara karşı şüpheyle yaklaşmanızı öneririm. İyi konuşmalar..

Bu yazıyı başka sitelerde paylaş